Wednesday, 13 June 2018

44. Mutlulukla duyuruyorum, 'Mucizeye yolculuk' evini buldu



Burada yazdıklarım için kalbim dışında bir kaynak gösteremem. Siz de gönlünüzden geçtiğini kadarını alın.



Mucizeler her an gerçek oluyor.

Aradığımız hakikat varlığın ve ruhun özüdür, Yaradandır. Yaradan sonsuz aşktır, sonsuz şifa, sonsuz bolluk, sonsuz berekettir. İnsan arayış yönünü içine çevirdikçe hakikatine yaklaşır. Yaklaştıkça bedeninde ve daha üst bilinç depolarında sakladığı inanç ve öğrenilmiş bilgileri  ve ilgili duygularını serbest bırakır. Bıraktıkça hafifleşir, hafifleştikçe özüne yaklaşır, özüne yaklaştıkça aşk olur, şifa olur, bolluk olur, bereket olur. Artık kendi aklı ve duygularını başkalarının aklı ve duygularıyla karıştırmayacak kadar kendi kutsallığını tanımış olan insan için imkansızlıklar ortadan kalkmaya başlar.

Hakikate bir nebze olsun yaklaşan bu insan-ruhlar artık bütünün bir parçası olduklarını bilir ve bütünün hayrına faydalar doğurmaya yönelirler. İmkansızlıklara olan inançları eridikçe, daha büyük hizmetlerde bulunma arzusu duyar, niyet eder, harekete geçer ve faydaları doğururlar.

Bütüne faydalar doğurabileceğimiz yol sonsuzluk gibidir. Yaradana yaklaştıkça yol uzar. Çünkü ona ulaşmak imkansızdır. O sonsuzdur. Hizmet yolu sonsuz uzundur. Ama açık bir kalbin an’ı dinleyişinde, bu beden, bu zihin, bu ruh, bu dünya, tüm varlıklar, tüm ışık ve karanlıklar hemen şimdi ve burada, birdir ve Tanrıdır ve aranacak,yürünecek hiç bir yol da yoktur.

Ahhh hepimizin yolu bütüne, birliğe hizmet yolu olsun ve öyledir şükürler olsun.
Sonsuzluk kadar yaşlı olan biz insan-ruhlar bu sonsuz hizmet yolunun, sonsuzluk kadar başındayız. Bu fiziksel dünyada doğurabileceğimiz görünür faydalar o sonsuz hizmet yolunun içindeki sonsuzca minik kırıntılar.  Ancak evrende doğurdukları domino etkisi bu sonsuzca küçük aklımızın alamayacağı kadar sonsuzca büyük. Ahhhhh yine sözlerin kifayetsiz olduğu bir noktadayım, çok şükür. Sözlerle varamayacağımız o sonsuzluğu sezgilerinize bırakıyorum.
Bu yazımda bahsetmek istediğim konuların önce özüne değinmek istedim. 

Bunları yazmam ondan oldu.

Hayatımın kendimi en kaybolmuş hissettiğim senesinde, 2011’de Yaradana seslenip sordum:

“Ben kimim?”
“Hayatın amacı ne?”
“Dünyaya ve insanlığa verebileceğim güzel bir hediyem var mı?”
“Varsa nedir, nasıl bulurum, nasıl bilirim?”

İç sesim dedi ki, yaşaman yeterli Gökhan; nefes alıp veriyor olman yeterli. Teslim ol da öyle yaşa. Teslim ol da öyle yürü. Biliverdim ki, benim aklımın ötesinden gelen, niyetimin karşılığı bir yol var kendi kendini açan. Tüm yapmam gereken o yola güvenmem, teslim olmam.

O yol uçurumun kenarında durmamı, oradan aşağıya atlamamı gerektirdi bazen.
O noktada, Yuuka ile birbirimizi Hindistan’da bulduk, diplomalarımı ve kaptanlık belgelerimi ateşe atıp yaktım. Yeni ve hiç bilmediğim bir hayata doğru, cebimde 50 dolar para ile yürüyüp Japonya’ya gittim. İnsan dönüşürken ayakları yere basmayabiliyor ve bu durum sevdiklerini, biricik ailesini incitebiliyor. Ama üstüne çıktığım yol da onu gerektiriyordu. Canlarım, ailem, çok incindi. Ben de kalbi yaralı kaldım. Ne yapabilirdim. Yol güven ve teslim ol diyor, çok güçlü bir girdap gibi çekiyordu. (Şimdi çok şükür, ailem beni ben ailemi anladık)

Yuukam acılarımı, ağırlıklarımı ve ayaklarımın yere basmayışını şefkatle kabul edip sabırla izledi. Yol git gide daha hızlı aktı. Ruhani öğretmenler çıka geldi. Duymaya hasret olduğum hakikatten bahsettiler. Kimbilir kaç geçmiş yaşam boyu aramıştım ve yine arayış yoluna dönmekteydim. İhtiyaç duyduğum bütün hatırlatıcılar etrafıma üşüştüler. 1 sene içinde kendini tanıyamayacak kadar değişmiş ve dönüşmüştüm. Daha doğrusu kendini bilir olmuştum.

Çok sık sorar oldum:

“Bütünün en yüksek hayrına ne yapmamı istiyorsun?

O hep, nefes al ve yaşa, dedi. Güven ve teslim ol, dedi. “Niyetin yolunu açıyor.”
Yol kendi kendini açtı. Aramıza Maya’da katıldı. Anne, baba ve çocuk olarak yollarımızın birbirine eridiğini, bizi aynı yöne doğru elele götürdüğünü hissettik. Sonra bir vakit kalbimize büyük bir arzu doğdu. O arzu gelecekte zaten varolan bir olay’a duyduğumuz özlemdi belki. Sanki geleceği sezdiren bir dejavu’ydu. İnsanların sevgi merkezli bir topluluk olarak birlikte yaşayacağı, paylaşacağı, üreteceği, hepsinden önce ruhlarıyla bilinçli bir bağlantıda yaşayacağı, doğanın içinde yüksek enerjili bir alan kurmak, tutmak, orada olmak... Öyle ki oraya ışık dolsun dolsun taşsın, yayılsın tüm dünyaya.

İyi ama nasıl yapacağız? Bizler zengin insanlar değiliz. Ev nasıl yapılır bilmeyiz.
Velhasıl insanoğluna mahsus o imkansızlık düşüncülerine çok kısa bir an için kapıldık.

Sonra ruh yine dedi ki, nefes al, yaşa, güven teslim ol! Hepsi bu. Arzunuz gerçekleşti bile.

O toprakları bulma arzusuyla, Türkiye, Japonya, Tayland, Kamboçya, Malezya, Endonezya, Brezilya, Bolivya, Peru, Meksika, Amerika, Hawaii’yi yürüdük. Hem de her defasında elimize evren tarafından tutuşturulmuş ufak birikimlerle..

Yolculuklarımız bizi hayalini kurduğumuz o gelecek anıya doğru yaklaştırırken evirdi, çevirdi, yoğurdu.  Aradığımız anının gelecekten olduğu kadar geçmişten geldiğini sezer olduk. Kadim bir geçmişten gelen, çok özlediğimiz birlik ve beraberlik dolu bir toplum yaşamıydı o. O yalnız bizim değil tüm insanlığın uyanmakta olan bir özlemiydi.

Geçmişten, gelecekten ve özden gelen sinyallerin etkisi altında, yola güvenip teslim olarak yürümeye devam ettik. Kalbe doğanları paylaşmak yolun gereği oldu. Bütünün hayrına paylaşarak yürüdük.

Geçen sene ki Peru Yolculuğumuzda Kutsal Vadi’nin Calca kasabasında, Vamoss evini bulduk. Sanki hayalimizdeki o alanın daha ufak bir modeliydi. Evin kurucu babası olan Arda orada değildi. Hem de belki bir kaç aydır yoktu. Ama ev kendi kendini sürdürüyordu. Kimi parasıyla, kimi gönüllü çalışmasıyla, birlikte, alışveriş edip, birlikte yemek yapıp yiyerek, birbirlerine sevgi dolu yoldaşlık ederek Vamoss’u canlı tutuyorlardı. Ve duymuştum ki bu ev hep böyleydi. Gezginler dinleniyordu, ruhani arayıştakiler inziva yaşıyordu, herkes kutsal vadinin yüksek enerjisinden şifalanıyor, ilhamlar alıyordu. 2 hafta diye gelenler aylarca kalıyordu. Bu birlik ve beraberlik alanını kuran Arda’yla yüzyüze tanışamadan, hayranlık ve şükran duygularıyla ayrılmıştık. Ayrılırken zorlanmış ve Kutsal vadi’nin bizi kuvvetle tuttuğunu, gelecekte burada yaşayacağımızı sezmiştik. Japonya’ya döndüğümüzde Kutsal Vadi’ye temelli taşınmak üzere karar aldık.

Yola güvenmek ve teslim olmak giderek kolaylaşıyordu. Sanki 2 sokak ötede bir yere taşınacaktık. Peru’ya taşınmak üzere uçak biletlerimizi aldık. Sonrasını biliyorsunuz.(Önceki blog yazılarından; Hawaii ve Shasta yolculukları)

 Arda’nın kulağımıza, ‘ilgileneceğinizi düşündüğüm bir promiz var’ demesinden 2 ay sonra Vamoss’un varendasında oturuyorduk. O’nun çok içten ve sevgi dolu enerjisini duyumsayarak, gözündeki parıltıyı görerek bizim hayalini kurduğumuz o birlik ve beraberlik alanını kurmak için tuttuğu niyeti ve attığı gerçek adımları içimiz kıpır kıpır olarak dinledik.

Sonra da gökyüzünde bir çift gökkuşağı belirdi. Hepimiz ayağa kalkıp büyülenmiş gibi gülümseyerek izledik. Birbirimize bakıp bakıp yaşlı gözlerle işte bu, işte bu dedik.

Arda ve Vamos’la böyle buluştuk.

Bir de Arda’ya sarıldık ki, onun o hakiki sarılışı bir onaylama oldu bize.  Biz geldik dedik ve hoşgeldiniz dedi.

Bizi karşılamayı çabucak bitiren ev halkı (Vamos ekibi)  uzun yemek masanın etrafında hummalı bir çalışmaya geri dönmüşlerdi. Hepsinin önünde bilgisayarlar vardı. Olayın büyüklüğünü kavramak bir kaç günümü aldı doğrusu.

Kendi varlığını, üreterek ve paylaşarak sürdürecek bu yaşam alanını insanlığın birlikte yaratması için toplu fonlamaya sunacaklardı (Toplu fonlama, bir amaca inanan , güvenen insanların maddi ve manevi yardımlarıyla onun gerçekleşmesine yardımcı olmaları olarak açıklanabilir.) Toplu fonlamaların gerçekleşmesine hizmet eden şirketlerden biri olan İndiegogo’ ya kaydolmuşlar.

Toplu fonlama fikri henüz ortaya doğmamışken, 3 ay kadar evvel Arda Kutsal Vadi’yi iyice yürümüş, dolaşmış ve Vamoss’un büyüme ihtiyacına cevap olabilecek toprakları aramış. Sonunda 4.4 dönüm büyüklüğünde 3 terastan oluşan, her katı kendine has karakteri olan, beklentilerin ve umutların ötesinde bir yer bulmuş. Toprakta yürürken, güzel bile diyememiş. Sonra getirdiği insanlar da güzel diyememiş. Sadece hayranlık içinde bakakalmışlar.

Tezi tezine bizi de götürdüler ve bu anlatılanı bizzat yaşadık. Dağ yamaçlarının arasında, dibinden dağın ve suyun ruhunu taşıyan bir nehir akıyor. Çevreleyen bitki örtüsü, kaktüsler, koca bir gül ağacı ve ağaçlar alanı tutuyorlar; etrafında hiç bir yerleşim yeri yok ve çevre tarlalardan zaman zaman duyulabilecek traktör sesi dışında çok sessiz. Ikinci ve 3. Kat arasında ise yerin kalbi var. Orası hiç dokunulmayacak, hep öyle bırakılacak bir alan. O alanın ortasında İnka’ların kutsal saydığı bir ağaç var. Yolcuların koruyucusuymuş lakabı. Orada durduk ve yerin şifasını dinledik. Gelecekte kurulacak çemberleri ve yapılacak dua-meditasyon seremonilerini hayal ettim. Her şeyin bir merkezi var. Bu toprağın merkezi ve kalbi de bu özel alan. Nehrin soğuk sularından içtik.

1. terasta yolcuların, gönüllülerin ve dinginlik arayanların kalacağı, ortak alana da sahip 2 büyük evi olacak. 2. terasta kendi toprağını satın alacak kişilerein kuracağı 4 ekolojik ev olacak. Orada dururken Yuuka’yla göz göze geldik. Ikimiz de kendi evimizi ellerimizle yaratacağımız o günü hayal ettik. Yine bu terasta ruhani çalışmalara ayrılmış kapalı dairesel bir alan ve şifa banyosu-meditasyon alanı olacak. 3. Katta inziva için gelenlerin kalabaliceği 6 tane ekolojik evcik olacak.

Bütün alanı yürüdük ve ağaçların gölgesinde yine Arda’yla buluşup göz göze geldik. Söze gerek yoktu. Eve döndüğümüzde de “Arda, biz varız ve bu alanın içindeki evimizi kendi ellerimizle yapacağımız toprağı satın almak istiyoruz” dedik. Böylece bu büyük oluşumun ilk destekçisi, biz olmuş olduk. Öyle kısmet edilmiş.

Ruh demişti ki, nefes al, yaşa, güven, teslim ol.

Hep güvendik, hep teslim olduk ve yol sonunda bizi buraya, en büyük hayalimize getirdi.

Ruh belli ki kardeşim Arda’ya da aynı şeyleri söylemiş.

O da nefes almış, teslim olmuş ve sonunda buraya varmış.

İlahi plan yollarımızı buluşturmuş, kavuşturmuş.

İkimizin de 24 eylül’de doğmuş olması ve dünyanın farklı yerlerinden alınmış aynı mor çorapları giyiyor olmamızdan başka daha derin ortak noktalarımız olduğunu, bir ruh kardeşimle kavuştuğumu hissediyorum. Birbirimize sarıldığımızda, birlikte seslice "tümün hayrına” dediğimizde doluyoruz, yükseliyoruz, gözlerimiz yaşarıyor.

Şimdi bu projeyi iyi niyetten, fiziksel eyleme dönüştüren o çok güçlü ve güzel aileden (ekipten) bahsetmek istiyorum.

Hiç biri Arda’nın seslenmesiyle gelmemiş. Kader ağı öyle kurlmuş ki, bizim gibi kendi kendilerine gelmiş ve adeta “AA, burada gerçekleşecek bir hayal mi var? Ben de varım” demişler.

Soner demiş ki ben mimari çizimleri yaparım. Ülgen demiş ki ben web sitesini  hazırlar tanıtım videosunun editörlüğünü yaparım. Mahmut demiş ki, Vamoss’un gelmiş geçmiş bütün video ve fotoğraf arşivini düzenler projeye gerektiği gibi akıtır gerekli video ve fotoğrafları çekerim; Yeşim demiş ki ben bütün sosyal medya iletişim ve tanıtım sürecini yürütürüm. Böylece projenin omurgasını oluşturan farklı profesyonel iş alanlarından gelen bu insanlar gece gündüz çalışacakları 3 ay süren gönüllü bir çalışmaya soyunmuşlar. Daha da aylarca sürecektir… Bu süreç içinde evde kalmış ve hala kalmakta olan Feyza İngilizce çevirilerde yardımcı olmuş, Meltem pazar alışverişi, mutfak, temizlik gibi hayati işlere yardımcı olmuş. Tabii Arda ekip olarak 6 sene boyunca Vamoss’a gelmiş, her türlü katkılarda bulunmuş ve kalbine dokunmuş her kese teşekkür ediyor ve onları da hayali gerçekleştiren ekip olarak görüyor. Yani ekip çok büyük, çember çok geniş. Biz proje sizlere duyurulmadan 1 hafta önce vardık eve. Öyle kısmet oldu ki tanıtım videosunun ana metni olması için ruhun kanallığında bir yazı yazdım. Ufak yazı ve çeviri işlerine katıldım. Maya, masanın bir o köşesinde bir bu köşesinde, ailenin her ferdiyle ayrı ayrı iletişim kurup oyunlar oynayıp onları yoğun iş temposundan çıkardı. Yuuka ile biri toprağın kalbinde diğeri vamoss evinde iki dua-niyet-ruh bağlantısı sesli seremonisi yaptık. Ailece çember olup oturduk. Toprağın kalbine kristaller, taşlar, tohumlar, bıraktık hediye olarak. Böylece ailenin büyük emeklerine son anda bu şekilde dahil olmuş olduk.  Her birine teker teker sarıldık. Hepsinin gönlündeki saf niyeti ve koşulsuz sevgiyi ve vericiliği sezdik. Aile sıcacık. Aile can. İşin en yoğun anında dahi masanın bir köşesinden bir espiri patlıyor ve herkes kahkahalarla gülüyor. Ülgen ve Yeşimin karşılklı atışan Cenk ve Erdem(bilmeyenler için; 90ların unutulmaz radyo-standup showmanleri) tarzında mizah anlayışları var. Kopma çoğunlukla onların espirileriyle başlıyor. Mahmut koca bir adam ama güzel bir çocuk aynı zamanda. Hem de annelere mahsus bir sunuculuğu var. Öyle bir yemek yapıyor ki.. Basit bir makarna mantı gibi oluyor. Soner özgürlüğün anlamını arayan kuşlar gibi bir ruh. Flüt üfleyip havayı dinliyor bazen. Çok büyük inşaat projelerinden geldiğini tahmin edemezsiniz. Herkes gibi o da derin ve mütavazi.Feyza gitari eline alıp ilaç değerinde şarkılar söylüyor. Meltem size kek yaptım deyiveriyor. Nefs, Şems ve Bole Vamoss Evinin köpek ailesi, İnti kedisi. Gece şömine de ateş yakılıyor. Çalışmalar sabah saatlerine kadar sürüyor.  
  
Şimdi hep beraber, insanlığın en derin bir özlemini gidermek, en güzel bir hayalini gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Bunun için aktif olarak faaliyet gösteren, dünyanın her yerine serpiştirilmiş o çemberlerden biriyiz. Hepimiz  çok mutluyuz. Sizlere bu mutlu haberi duyurmak mutluluğumu şimdi kat be kat arttırıyor.


Bu mutluluğu, bu heyecanı, bu tutkuyu, bu niyeti bizlerle paylaşması, birlikte harekete geçmesi için insanlığa çağrıda bulunuyoruz. Sizlere sesleniyoruz. Dünyanın ve insanlığın dönüşümüne fayda getirmeye, destekemeye niyetli, kadim zamanların ve barış dolu geleceğin özleminden doğan bu oluşumu birlikte oluşturmaya davet ediyoruz.                        

Sizlere bu noktada, “Getting Grounded in sacred Valley!” ismiyle İndiegogo Toplu fonlama sayfasındaki linkimizi vereceğim. Orada konuyla ilgili özete, resimlere, planlara ve tüm detayların yer aldığı sunumlara ulaşacaksınız.


Projenin Türkçe ismi : "Kutsal Vadi’de Topraklanıyoruz."

Bu yaşam alanı yalnızca Türkler için değil. O dünyanın her hangi bir yerinden gelip bu birlik frekansıyla uyumlanabilecek her kes için. Biliyorum ki varolan büyük talebi karşılayamayacak kadar küçüktür 4.4 dönüm yer. Ancak bu bir başlangıçtır; öyle olsun.

Tanıtım videosunu zaten indiegogo sayfasını açtığınızda izleyeceksinizdir. Olsun, bir kere de buradan vermek istiyorum.


Birkere de kampanya sayfasında ve ya youtube sayfasında büyük ekranda izlemenizi tavsiye ederim.

https://www.youtube.com/watch?v=-Sj8nkN4Kek

Sizlere bu güne kadar yazdığım 44 blog yazısı ile hiç bu kadar kuvvetli fizikselliği de olan bir konudan bahsetmedim.  Onun için bir taraftan tuhafıma da geliyor. Ancak biliyorum ki tüm iyi niyetlerin ve duaların gerçeğe dönüşebilmesi için fiziksel eylemimiz şart. Onun gerekliliğiyle yazdıklarımı yazdım.

Bize verebileceğin en güzel destek edeceğin saf duandır.

Sonra;

Bu indiegogo kampanyasının ilk hafta içinde internet trafiği yaratması, onun dünyaya açılması açısından çok önemli. Ne kadar çok insan ilk hafta içinde bağışta bulunursa, ne kadar çok paylaşılır ve konuşulursa, İndiegogo şirketi kampanyayı o kadar ön plana getirir ve dünyanın her tarafında görünür kılar. Onun için bir destekte bulunmaya karar verdiyseniz ve bunun ne olacağını henüz bilmiyorsanız bile, hiç değilse 5 dolar yatırarak bu trafiğin yaratılmasına yardımcı olabilirsiniz. Tabii ki gönlünüzden geldiği kadar yardımda bulunabilir ve bu yardımlar için düşünülmüş hediye paketlerinden de alabilirsiniz.
İndiegogo sayfasının İngilizce altyapısı ile hoşlaşmıyorsanız, bağışta bulunmakta zorlanıyorsanız, bize info@vamoss.pe emailinden ulaşıp toplu fonlamanın iban numarasını isteyebilirsiniz.

Sağ köşedeki kırmızı renkli ‘Back it’ tuşuna tıklamanız sizi önce bir ara sayfaya çıkaracak. O sayfada soldaki Donation Amount yazan kutuya bağış miktarını yazıp yanındaki ‘continue’ tuşuna basmanız, dilediğiniz miktarda bağış yapabileceğiniz kredi kartı sayfasına yönlendirecektir.

Ya da ‘select a perk’ ile Vamoss’un hediye paketlerinden birini bağış yaparak alabilirsiniz.

Kampanya 40 gün sürecek. Geriye 39 gün kaldı. Bu süreç içinde aklınıza düştükçe paylaşmanızı ve hayalimizi uzaklarda ki insanların da gözüne, kulağına, ruhuna ulaştırmanızı rica ederim.  

Tüm emeklerimiz, bütünün en yüksek hayrına olsun
Ve öyledir şükürler olsun

Aşkla

Aile

Arda

Mahmut

Soner

                                  Ülgen                                          Yeşim





No comments:

Post a Comment

Note: only a member of this blog may post a comment.